Cape Town’da Antrenman

12717686_10153926738639605_6724846820119303652_n

Bu sene Cape Town’ı kendime mesken tutmuş gibi gözüküyorum. Haksız sayılmam burası uzun mesafe ve açık hava sporlarını sevenler için cennet!

 

Cape Argus bisiklette bilinen  dünyanın en önemli yarışmalarından birisi  ve  her yıl Mart ayının 1. haftası Cape Town’da yapılıyor . Cape Argus’un yollarında ve alternatif rotalarında bisiklete binme deneyimimi ne fotoğraflar ne de yazılar anlatabilir. Tek kelime ile mükemmel bir tecrübe ve yaşadığıma şükretmem için bolca imkan sağladı bana…

 

Cape Argus bisiklet yarışması yılda 35000 katılımcı ile 109 km ‘lik parkurda gerçekleşiyor. Cape Town’ın doğusuna doğru meşhur Ümit Burnu’na ve Simon’s Town’a doğru ilerleyen yokuşları ile ünlü bir parkur. Bu parkurda 120 km ve 160 km’lik antrenmanlarımda bir hayli zorlandım 3 km %10 eğim civarında tırmanmak benim için sadece Cape Town’da yapılabilir bir programdı.

Yokuşlarından en ünlüsü ise Suikerbosse! Her sabah bu rotadan antenmana başlamak harikaydı.Yarışma parkurundan daha uzun bisiklete binsem de yarışma parkurunun toplam yükseltisi 1100 mt civarı…

 

Cape Argus yarışmasına 15 gün kala antrenman deneyimi yaşarken gözlerime inanamadım . Kaldığım süre boyunca ilk haftasonu 120 km ikinci haftasonumda ise 160 km antrenmanım vardı programımda. Cumartesi yaptığım bu antrenmanlara tek başıma başladım ve yol boyunca sürekli birileri ile binebildim. 120 ve 160 km  boyunca  bisikletli görmediğim tek bir an olmadı. Sanki yarışmada gibiydim hatta katıldığım hiç bir Ironman Triatlon  yarışmasına da bu kadar kalabalık, insanların çok olduğu bir bisiklet parkur daha görmedim. Sanki bütün Cape Town halkı bisiklete biniyordu. Şehir merkezinin boş kaldığı kesin.

 

Gelmeden önce yerli yabancı tüm Cape Town’a turist olarak gelmiş ya da hakkında birşeyler duymuş arkadaşlarım dikkat et çok tehlikeli diye uyardılar. İtiraf etmeliyim en son uçakta hay aksi keşke göz yaşartıcı sprey alsaydım bile dedim içimden. Şu an söylemeliyim ki tüm söylentiler asılsız. Şehir içinde ve şehir dışına doğru bisikletle giderken ya da koşarken, yüzerken, yürürken turistik yeri en lüks yeri, arka mahallasi ya da bisiklete bindiğim o güzel yolun civarında yaşayan fakir ve çoğu siyahlardan oluşan köylerin civarında dahi hiç bir olumsuz korkutucu tehlikeli bir durumla karşılaşmadım ve bunları tek başıma yapıyordum. Sizce Türkiyede tedirgin olmadan gidebileceğiniz 150 km boyunca güvenli bir parkur var mı?

 

Nelson Mandela kurtarmış siyah insanları bize mi düştü ırkçı düşünüp insanlara hala önyargı ile korku dolu yaklaşmak? Gülümseyin dünya değişsin.

 

En son şunu düşünüyordum özel güvenlik sektörü bu ülkede geçmişte yaşanan olaylardan ortaya çıkmış ve inanılmaz büyümüş. Dışarıdan bu korkutuculuğu tetikleyen belki de budur. Netice olarak ekonomisi çok iyi değil ve bir çok insan için gelir kaynağı olan bir sektör elbette yok olmasın .Bizim aklımızda ki olumsuz düşünceleri silse yeter

 

Yüzme antrenmanlarımı Sea Point’te bulunan tam Atlas Okyanusu’nun yanında bir tam olimpik bir yarı olimpik ve bir atlama havuzuna sahip olan Pavilion halka açık havuzunda gerçekleştirdim. Günlüğü 21 rant olan bu havuzun tl bedeli 4 tl bile değil. Yine aklıma ülkemizde hangi havuz bu şekilde işletiliyor acaba diye soru geldi.

 

Koşu antrenmanlarımda ise kaldığım yerden dolayı kendimi çok şanslı hissederek Sea Pointten başlayarak ya tüm turistlerinde uğrak yeri olan Waterfront’a doğru ya da Camps Bay yoluna doğru muhteşem deniz manzarası eşliğinde gerçekleştirdim.

 

Genel yaşantıya bakacak olursak göremediğiniz hayvan türlerini  görmeniz (penguen, yollarda bizim köpekler gibi Babunlar [şehir dışında] )  ya da sahip olmadığımız meyveleri yemeniz ve okyanus balıklarının tadını çıkartmanız mümkün. Mevsim Türkiye’nin tersi şeklinde işliyor. Yapılacak o kadar çok şey var ki zaman nasıl geçiyor anlaşılamıyor… Bu gelişim antrenman ağırlıklı olduğu için tam anlamıyla turistik şeyleri yapmadım. Fakat 15 yıl önce Kaş’ta dalış hocam olarak yaşayan Ozi 12 yıldır Cape Town’da yaşıyor ve Traveldesigner isimli şirketinde misafirlerine inanılmaz deneyimler yaşatıyor, butik hizmet veren Ozi arkadaş kontejyanından farklı Cape Town tecrübesini yaşattı. Deve kuşu eti yağsız ve bizim dana biftekten daha lezzetli tam bir sporcu protein kaynağı. Kahve Bağımlısı olarak kahvelerin güzelliğini bahsetmeden geçemem. Starbucks’ın girmediği tek kıta olan Afrikada çekirdekleri inanılmaz işleniyor ve günlük limiti kaçırmamam mümkün olmuyordu…

 

Kısacası Cape Town spor tatili arayanlar için ya da farklı deneyimler yaşamak isteyenler için bir cennet.

Burada antrenman yapmak biriktirdiğim güzel hatırlardan birisi oldu benim için. Darısı gelmek görmek isteyenlerin başına ….